SINAV BAŞARISI
SINAV KAYGISI
VE BAŞETME YOLLARI
Kaygı; üzüntü, sıkıntı, korku,
başarısızlık duygusu, acizlik sonucu
bilememe ve yargılama gibi
heyecanların birini veya bir çoğunu
içerebilir.
Kaygı ve korku sonuçları bakımından
birbirine çok benzer.
- Kaygıda kaynak belli değildir.
- Korku kaygıdan daha şiddetlidir.
- Korku daha kısa sürelidir, kaygı
ise uzun süre devam eder.
Korkuda somut bir durum vardır.
Kaygı ise olaylara bizim
yüklediğimiz anlamlarla oluşur.
Kaygının nedenlerini düşündüğümüzde;
1. Sosyal desteğin çekilmesi.
2. Olumsuz bir sonucu beklemek.
3. İç çelişki.
4. Belirsizlik.
gibi durumları sayabiliriz.
Kaygı, temelde kişiye rahatsızlık
veren olayın kendisinden değil,
olayın kişi için taşıdığı anlamdan
kaynaklanmaktadır. Bu noktada,
sınavı bir ölüm-kalım olayı olarak
görmemek gerekir. Sınav insanın tüm
kişiliği değil belirli alanlardaki
bilgileri edinme derecesinin
ölçülmesidir.
Sizlerin kaygılanmanızın özünde,
davranışlarımızın ve
performanslarımızın değerlerinin,
kişiliğimizin değerlerini yansıttığı
inancı yatar.
KAYGININ PSİKO-SOSYAL
ETKİLERİ
Kaygıyı oluşturan durumlar her
birimiz için farklı olmakla
birlikte, kaygıya karşı
bedenlerimizin gösterdiği fizyolojik
tepkiler birbirine benzer.
İnsan yeni bir tehdit yada yeni bir
uyarıcı ile karşılaştığınızda
beyinde bir bölge olan hipotalamus
bedenimizin diğer bölgelerine seri
işaretler gönderir ve saniyeler
içinde çok karmaşık bir seri
bedensel tepkiyi harekete geçirir.
- Bedende daha fazla enerji sağlamak
için hormon üretimi artar.
- Parasempatik sistem yavaşlar.
- Sempatik sistem hızlanır.
- Bedende birikmiş şekeri enerjiye
dönüştürmek için gerekli oksijeni
sağlamak amacıyla solunum hızlanır.
- Beyine, kaslara ve gerekli
organlara yeterli kan göndermek
üzere kalp atışları hızlanır ve kan
basıncı artar.
- Kana daha fazla alyuvar karışarak
daha fazla oksijen taşınması
sağlanmış olur.
- Kaslar hareket için hazırlanır ve
gerginleşir.
- Sindirim sistemi durur ve
sistemdeki kan, beyin ve kaslara
yönelir.
- Terleme artar, vücudun aşırı
ısınması önlenir.
- Bağırsak ve idrar torbası kasları
kaygı anında vücudu hafifletmek için
gevşer.
- Tüm duyumlar optimum düzeye gelir.
- Gözbebekleri genişleyerek, göze
daha fazla ışık girmesine
dolayısıyla görüşün keskinleşmesine
yardımcı olur.
Bütün bunlar sonucunda bireyin fark
edebildikleri ise;
- Nabızda artış.
- Terlemede artış
- Kasılmış bir mide
- Gergin kaslar
- Kalbin hızlı hızlı çarpması
- Sinirlilik
- Gerginlik
- Üzüntü
- Nefeste daralma
- Dişlerin gıcırdatılması
- Konsantre olamama
- Duyguların yoğunlaşması
- Düşük özsaygı
- Yorgunluk
- İlgisizlik
Kaygının Zihinsel Etkileri
- Konsantrasyon zorluluğu
- Karar verme zorluluğu
- Unutkanlığın artması
- Eleştiri yapma güçlüğü
- Düşüncelerin çarpıtılması
- Eskiye göre daha katı tutumlar
sergileme
KAYGIYLA
BAŞETME YÖNTEMLERİ
A- Kendinizle olumlu diyalog kurun
Kendinizi hangi durumlarda ve ne
kadar eleştirirsiniz?
Kendinize sık sık kızar mısınız?
Örneğin, girdiğiniz bir sınavda,
yapabileceğiniz bir soruyu
dikkatsizlik sonucu yanlış
cevapladığınızı fark ettiniz,
Kendinize şöyle söyleyebilirsiniz:
“Ne aptalım, bildiğim bir soruyu
bile kaçırıyorum, böyle giderse
üniversitenin bile önünden
geçemeyeceğim” diye düşünebiliriz.
Bu düşünce tarzı doğrudan
kişiliğinize yönelik saldırı içeren
yanlış bir düşünce yaklaşımdır.
Sizler
de doğrudan kaygıyı artırıcı etken
olarak ortaya çıkar ve zarar verir.
Oysa “dikkatsizliğim yüzünden
bildiğim halde soruyu cevaplayamadım
bu benim için iyi bir ders oldu.,
demek ki uzun süreli sınavlarda
dikkatim sık sık dağılıyor. Daha
fazla sınav uygulaması yaparak bu
sorunumu aşabilirim”. Bu düşünce
tarzı sorunu fark edip çözmeye
yöneliktir.
Araştırmalar bize göstermektedir ki;
olaylar karşısında gösterilen
olumsuz tutumlar ya da kişinin
kendisine söylediği olumsuz sözler,
o olay sırasında hissedilen
gerginliği ve kaygıyı artırmaktadır.
Kişinin kendi kendine yaptığı
olumsuz içerikli konuşmalar zamanla
otomatikleşir ve olumlu bir içerik
ile kolaylıkla yer değiştiremez.
- Dünyanın sonu değil, altı üstü bir
sınav,
- Biliyorum bunu da başarı ile
atlatacağım,
- Kazanamazsam bu benim için bir son
değil, çalışmamım karşılığı buymuş
vb. düşünceler içinde olmamız bizi
kaygı ve gerilimden kurtaracaktır.
B- Derin Solunum
Birçok insan kaygı yaşadığı
durumlarda nefes darlığı yaşar.
Solunum süresi kısalır. Soluk
yeterince derin değildir. Alınan
hava akciğerlerin sadece üst kısmını
doldurur. Buda beyne giden oksijen
miktarını azaltır.
Aynı zamanda midede ek bir gerginlik
yaratır.
Kaygılı bir duruma girmeden önce bir
iki dakika sessizce oturun.
Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi
solunumunuz üzerinde yoğunlaştırın.
Burnunuzdan aldığınız nefesle göğüs
kafesinizi değil diyaframlarınızı
aşağı doğru itip karnınızı şişirin.
Omuz ve boyun kaslarını
olabildiğince gevşetin, aldığınız
nefes 3-5 saniye tuttuktan sonra
sessiz ve yavaş olarak dışarı verin.
Bu işlemi 6-7 defa yaptığınızda
gevşediğinizi göreceksiniz.
C- Zihinde Canlandırma
Kaygılı iseniz kendinizi duygusal
olarak nerede rahat ve huzurlu
hissediyorsanız o yerde olduğunuzu
hayal ediniz. Hayal ettiğiniz ortama
çok olumlu ayrıntılar ilave ediniz.
Bu düşünceyi ya da canlandırmayı 2-3
dakika yapmak yeterlidir.
D- Zamanı iyi kullanarak kaygıyı
azaltma
Kaygı, zamanın nasıl kullanıldığına
bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazen
zamanın su gibi akıp gittiği ve her
şeyin kontrolden çıktığı duyusu
yaşanır. Bu durum,olayların
olduğundan çok daha tehdit edici
algılanmasına neden olur ve hem
fiziksel hem de duygusal sorunlara
yol açar. Zamanın doğru ve etkin
kullanılması düzensizliğin
engellenmesine ve kaygının çözümüne
de katkı sağlayacaktır.
ÖSS denemelerinin haftada bir kez
yapılması kaydıyla zamanın
kullanılmasına,denetlenmesine
yardımcı olacak ve zamana ilişkin
kaygılarımızın azalmasına neden
olacaktır.
E- Kaygıyı artıran beslenme
alışkanlıklarına dikkat etme
Bazı beslenme alışkanlıklarımız
kaygı düzeyinin artmasına neden
olabilmektedir; Örneğin kafein
içeren besinler metabolizmayı
artırır, yüksek düzeyde uyanıklık ve
hareketliliğe yol açar. Ayrıca kaygı
hormonlarının salgılanmasına da
neden olur.Kafein içeren kahvenin
aşırı tüketimi sonucunda
kaygı,sinirlilik, huzursuzluk
halleri,ishal,düzensiz kalp atışları
ve dikkati yoğunlaştıramama gibi
belirtiler ortaya çıkar.
Kahve,çay ve kola yerine
ıhlamur,adaçayı,nane ve papatya gibi
bitki çayları kafein gibi zararlı
maddeler içermediği için normal
çayın yol açtığı uyarılma durumunun
tam aksine sakinleştirici etki
gösterir.
Vitamin eksikliği de kaygıya yol
açmaktadır. Kaygılı zamanlarda sinir
sistemi, iç salgı sistemlerinin
düzgün çalışmasını sağlamak için
özellikle C ve B vitaminlerine
ihtiyaç vardır.
Vitaminlerin eksikliği kaygı
reaksiyonlarına,depresyona ve
uykusuzluğa yol açabilir.
TERCİH
YAPILIRKEN MESLEK SEÇİMİNİN ÖNEMİ
Üniversite sınavında muhtemel olarak
yerleşeceğiniz yüksek öğretim
programı sizin gelecekte hayatınızın
en büyük zamanınızı alacak,
geleceğinizi sağlayacak,
mutluluğunuzu, yaşam tarzınızı
belirleyecek olan mesleğinize girmek
için bir başlangıç noktasıdır. İş bu
kadar ciddi olunca doldurulacak ÖSS
tercih formunun ne kadar önemli
olduğu daha iyi görülecektir.
SAĞLIKLI
TERCİH YAPABİLMEK İÇİN BİLİNMESİ
GEREKENLER
Meslek seçimini (tercih listesinin
hazırlanması) gerçekleştirmeden önce
birey şu davranışları
geliştirmelidir.
a) Hangi işleri ne derece
yapabileceğinin farkında olma çeşidi
konularındaki yeteneklerini
doğru,gerçekçi ve ayrıntılı olarak
değerlendire bilme,
b) Bir eğitim ortamından, bir
çalışma alanından, kısaca bir
meslekten neler beklediğini açık ve
net bir biçimde ifade edebilme,
c) Mevcut seçenekleri inceleme,
başka seçenekle olup olmadığını
araştırma,
d) Seçeneklerin her birini, istek ve
beklentileri karşılama ve mevcut
yetenekleriyle bunlara erişebilme
olasılığı bakımından değerlendirme,
e) Kendi isteklerini karşılayan ve
aynı zamanda mesleğin gerektirdiği
özellikleri karşılayabildiği
mesleklere yönelme kararını
verebilme,
Yukarıda belirtilen davranışlar
kişiyi kendisi için en ideal mesleğe
yöneltebilmesi açısından gereklidir.
Bunun için öğrencinin;
1- Kendini tanıma,
2- Mesleğin özelliklerini,
gerektirdiği yetenek ve kişilik
özelliklerini bilmesi,
3- Kendi özellikleriyle mesleğin
özelliklerini uzlaştırarak kendine
uygun mesleki tercihi yapabilme
becerisi gerekir.
Meslek seçiminde önce kendinizi iyi
tanımalı sonra meslekler hakkında
yeterli ve doğru bilgi sahibi
olmalı ayrıca seçmeyi düşündüğünüz
mesleğin belirgin özellikleri ile
kendi kişisel özellikleriniz
arasında uyum olup olmadığı
araştırmalı ve bunları
karşılaştırmalısınız.
Meslek seçimi gibi önemli bir kararı
verirken bilinçli davranmak ve işi
şansa bırakmamak gerekir. ÖSS
sonuçları açıklandıktan sonra “keşke
bir alt sıradaki tercihimi bir üst
sıraya yazsaymışım” veya “şu bölümü
tercihlerim arasına yazsaymışım,
kazanıyormuşum gibi pişmanlıklar
duymamak için bireyin kendi mesleğin
seçerken şu faktörlere dikkat
etmesi, son derece önemlidir.
Kendini Tanıma : Birey; yetenek,
ilgi ve istekleri doğrultusunda
meslek seçtiği oranda başarılı,
mutlu ve verimli olur. Kişi
yetenekli olmadığı, ilgi duymadığı,
sevmediği, sadece moda olan bir
mesleğe yönelmemeli ani kararlar
almaktan kaçınmalı ve seçeceği
mesleğin bütün yaşamını
şekillendireceğini unutmamalıdır.
Meslek Seçiminde Meslekleri
Tanımanın Rolü :
Gençler; meslekleri tanımalı,
seçmek, istediği meslekler hakkında
bilgi toplamalı ve meslekleri
çeşitli kaynaklardan tanımaya
çalışmalıdır. Mesleklerin çalışma
ortamını ve koşullarını, meslekte
aranan yaş yetenek, cinsiyet
özelliklerini yapacağı işin
niteliğini, mesleğe nasıl
hazırlandığını, meslekteki ilerleme
şansını, kazanç durumunu, iş bulma
imkanlarını ve işin geçerliğini
bilmelidir.
* ( Meslekler hakkında bilgi
edinebileceğiniz internet adresi
www.Iskur.gov.tr.)
MESLEK
TERCİHLERİNİ YAPMADAN ÖNCE KENDİNİZE
ŞU SORULARI SORDUNUZ MU?
- Gelecekte nasıl bir yaşam
düşünüyorum?
- Yeteneklerim ve özelliklerim
istediğim meslekte başarılı ve mutlu
olmaya yeterli mi?
- İkince, üçüncü, dördüncü vb
derecede sevdiğim ve ilgi duyduğum
meslekler var mı?
- Seçmeyi düşündüğüm mesleğin
çalışma şartları, iş bulma
imkanları, geleceği, ekonomik durumu
vb. beklentilerime uygun mu?
- Seçmeyi düşündüğüm meslek için
hangi şehirlerde hangi
üniversitelerden tercih yapmam
gerekir?
- Benim için üniversitemi şehir mi
önemli?
- Devlet üniversitesi, vakıf
üniversitesi, normal öğretim, ikinci
öğretim, lisans, önlisans,
açıköğretim programları hakkında
belirgin bir düşüncem var mı?
- Bu konularda tek başıma karar
vermeden önce ailem ile görüş
birliği içinde miyim?